Ad ve Soyad :
E-Posta :
Telefon :
   

"Yoksullaştırma" Tezi

Yoksulluk


"Yoksullaştırma" Tezi 

 

Bazılarına göre, Marx kapitalizmin tamamen ortadan kalkışını sistemin kendini toparlayamayacağı normal dışı bir kriz biçiminde düşünmüştür. Marx, Komünist Manifesto’da, “periyodik olarak tekrarlanan” krizlerin “varlığını, burjuva toplumunun tüm varlığını hep daha fazla tehdit ederek sürdüreceğini belirtir, ancak, son yıkıcı krizden özellikle hiçbir şekilde söz etmez. Ayrıca böyle bir öngörüyü krizlerin dengeyi yeniden kurucu işlevi düşüncesiyle bağdaştırmak zordur. Marx, kapitalizmin sonsuza kadar devam edemeyeceğine kesinlikle inansa bile, onun çözülüşünün önceden bilinemeyecek özel tarihsel koşullara bağlı olduğunu düşünür. Yine de krizler, proletaryanın ortak sınıfsal konumunu daha çarpıcı bir biçimde görünür kıldıkları, ayrıca daha ziyade, işsizliğin düşük ve ücretlerin yüksek olduğu nispi bir refah döneminin ardından keskin bir İktisadi durgunluk olarak ortaya çıkma eğiliminde oldukları için, devrimci bilincin gelişiminde önemli bir rol oynarlar.

Kapitalist ekonomide tam istihdam koşulları nadiren mümkündür. Kronik işsizlik içindeki bir grubun, yani sanayi “yedek ordu”sunun varlığı kapitalizm için bir zarurettir. Marx, kapitalizmin temel bir özelliğinin emek-gücünün metalaşması olduğunu gösterir; ancak emek-gücü diğer metalardan, fiyatının kendi değerinden büyük ölçüde uzaklaşmasını engelleyecek hiçbir açık faktör olmaması bakımından ayrılır. Eğer sıradan bir metanın fiyatı artıyorsa, buna bağlı olarak, sermaye bu metayı üretme eğilimi içine girecek ve onun fiyatında bir düşüşe yol açacaktır. Ancak fiyatı yükseliyorsa hiç kimse daha fazla emek “üretemez”. Marx, burada, bazen “nispi artık nüfus” olarak adlandırdığı yedek ordu kavramını kullanır. Konumların esasen mekanizasyon sonucunda fazlalık haline gelen işçiler tarafından doldurulduğu sanayi yedek ordusu ücretleri sürekli düşürücü bir rol oynar. Yedek ordunun bir bölümü emeğe talebin refah dönemlerinde emilir ve böylece ücretler düşük tutulur; bu yedek ordu, diğer zamanlarda, işçi sınıfının kendi payını artırma girişimlerini engelleyen potansiyel bir ucuz emek kaynağına dönüşür. Yedek ordu “kapitalist birikimin manivelasıdır ve “kapitalist üretim tarzının varoluş koşullarından biridir”.

Marx’in “yedek artık-emek ordusu”nun konumu analizi onun işçi sınıfının önemli bir kesiminin kapitalist sistem içinde yaşamaya mahkum edildiği maddi yoksulluk tartışmasıyla yakından ilişkilidir. Tartışma çoğunlukla “yoksullaştırma” veya "yoksunlaştırma” tezi etrafında yoğunlaşmış ve bu tez Marx’ın kapitalizmin geleceğiyle ilgili öngörüsüne birçok eleştirel saldırının odak noktası olmuştur. Bu sorunu analiz ederken Marx’in tartışmasında ayırt edilmesi gereken iki tema vardır: Genelde bu iki tema işçi sınıfının hayat standartlarıyla ilgili bir tek “öngörü” altında özdeşleştirilme eğilimindedir ve bu konudaki yaygın, yanlış Marx okumasının temelinde de bu özdeşleştirme yatar. Bu temalardan biri, kapitalist gelişmenin yönünü işçi sınıfının kazançları ile kapitalist sınıfın geliri arasındaki nispi eşitsizliğin artışının karakterize ettiği teorisi ile ilişkilidir; İkincisi, kapitalist gelişmenin çoğunluğu aşın yoksulluk içinde yaşamaya iten giderek daha büyük bir yedek ordu ürettiği temasıdır. Bu iki eğilim birbiriyle bağlantılıdır, zira ücretlerin kendi değerlerinin daha da üzerine çıkmasını engelleyen faktör “göreli artık nüfus”un varlığıdır. İkisinin karıştırılması oldukça haksız bir yargıya, yani Marx’in tüm işçi sınıfının giderek daha fazla yoğun fiziksel yoksulluğa gömüleceğine inandığı sonucuna götürür. Marx, kapitalizm geliştikçe işçinin “artan sömürüsü” nden söz eder, ancak sömürü (artı-değer) oranının işçi sınıfının çoğunluğunun reel ücretlerinde mutlak bir değişikliğe yol açmadan da artabileceği açıktır. Marx’in emek ve sermayenin kazançları arasındaki artan eşitsizlikle ilgili temel tezinde, Kapital' de geliştirdiği genel artı-değer teorisine uygun olarak, basitçe kapitalist sınıfın giderek daha fazla servet biriktirirken, işçi sınıfının ücreterinin asla geçimlik düzeyin üzerine çıkamayacağı öne sürülür.

 Marx’ın, Kapital' deki, kapitalizmin bir bütün olarak işçi sınıfı açısından yol açtığı sonuçlarla ilgili tespitleri, iş bölümünün - “işçiyi insanın bir parçasına dönüştürmeye, makinenin bir dişlisi düzeyine düşürmeye, ona acı vererek işin içeriğini bozmaya ve onu emek-sürecinin manevi potansiyellerinden yabancılaştırmaya (entfrendem)...’’hizmet eden- yabancılaştıncı etkilerine odaklanır. 

Ancak kronik yoksulluğun genişlemesine yol açan faktör “sanayi yedek ordusunun göreli hacmi”ndeki artıştır. Marx, “diğer tüm yasalarda olduğu gibi, bu yasanın işleyişinde de koşullara göre farklılıklar olduğu” nu belirterek, bu süreci “mutlak genel kapitalist birikim yasası” olarak adlandırır. Yoksullaşma, “aktif emek ordusunun düşkünler evi ve sanayi yedek ordusunun cansız yüküdür”. En kötü maddi sömürü biçimlerinin çoğu bu ikinci grupta, yani “sefalet, aşırı ıstırap, kölelik, cehalet, insanlıktan uzaklaşma, ahlaki bozulmanın bir araya geldiği...” kesimde yoğunlaşmıştır. Nitekim kapitalizmin çelişkili karakteri bizzat “bir uçta” zenginliğin, diğer uçta yoksulluk ve sefaletin yoğunlaşmasında kendini gösterir. 

 

Giddens, Anthony. "Kapitalizm ve modern sosyal teori." İstanbul: İletişim Yayınları (2009)..

 

"Yoksullaştırma" Tezi
Site Haritası
© Copyright 2019 Tüm hakları saklıdır. Homopsychologicus Psikoterapi ve Psikolojik Danışmanlık
Designed & Developed by Art Web ® Tasarım ve Yazılım Hizmetleri