Ad ve Soyad :
E-Posta :
Telefon :
   

Yaşam Akışı Boyunca Toplumsallaşma

Yaşam Akışı Boyunca Toplumsallaşma

 

Bireylerin yaşamları sırasında yaşadığı değişik geçişler ilk bakışta biyolojik olarak katı bir biçimde belirlenmiş gibidir -çocukluktan yetişkinliğe ve nihai olarak ölüme. Ne ki, insan yaşam akışının aşamaları, doğaları gereği biyoloyik olduğu kadar toplumsal niteliktedir (Vincent 2003). Bu aşamalar, hem kültürel farklılıklar­ dan hem de belli toplum tipleri içinde yaşayan insanların maddi koşullarından etkilenir. Örneğin, modern Batıda, ölüm genellikle yaşlı insanla birlikte düşünülür, çünkü insanların büyük bölümü yetmiş yaşın üzerine çıkacak biçimde yaşarlar. Bununla birlikte, geçmişin geleneksel toplumlarında, genç yaşta ölenlerin sayısı, yaşlılığını gören insanların sayısından daha çoktu.

 

Çocukluk

 

Modern toplumlarda yaşayan insanlara göre, çocukluk yaşamın açık ve seçik bir aşamasıdır. Çocuklar, bebekler ya da yürümeye yeni başlayan­ lardan ayrıdır; çocukluk, bebeklik ile ergenlik dönemi arasında yer alır. Ne ki, çocukluk kavramı, bugünkü toplum yaşamımızın bir çok başka yönü gibi, yalnızca geçmiş iki ya da üç yüzyılda ortaya çıkmıştır. Daha eski kültürlerde çocuklar, uzun bir bebeklik dönemin­ den doğrudan doğruya topluluk içindeki çalışma rollerini yüklenmeye geçmekteydiler. Fransız tarihçi Plilippe Aries (1965) gelişmenin ayrı bir aşaması olarak “çocukluğun” ortaçağda varol­madığını ileri sürmüştür. Ortaçağ Avrupasına ait resimlerde çocuklar, olgun yüzleri ve kendilerinden daha büyüklerle aynı tarz giysileri olan küçük yetişkinler olarak sergilenmekteydiler. Çocuklar, yetişkinlerle aynı iş ve oyun etkinliklerine katılmaktaydılar ve bizim şimdi elde bir diye gördüğümüz ayrı oyunları ya da oyuncakları yoktu. Tam da yirminci yüzyılın başlarına kadar, pek çok batı ülkesinde çocuklar, şimdi çok erken diye düşündüğümüz bir yaşta çalıştırılmaktaydılar. Aslında, bugün bile dünyada, çocukların genel­likle fiziksel bakımdan güç koşullar altında (örneğin kömür madenlerinde), tam zamanlı olarak çalıştırıldıkları bir çok ülke bulunmaktadır. Çocukların kendilerine özgü hakları olduğu düşün­ cesi, ve çocuk işgücünün kullanımının ahlaki bakımdan çirkin olduğu anlayışı, oldukça yeni gelişmelerdir.
 

 

Bugün farkettiğimiz, uzun süren çocukluk dönemi yüzünden, modern toplumlar kimi bakımlardan geleneksel toplumlardan daha fazla çocuk merkezcidirler. Ama çocuk-merkezli bir toplumun, bütün çocukların anne babalarından ya da diğer yetişkinlerden sevgi ve özen gördüğü bir toplum olmadığı vurgulanmalıdır. Çocukların fiziksel ve cinsel bakımdan istismarı, böyle bir davranışın tüm boyudan yalnızca son zamanlarda gün ışığına çıkmışsa da günümüz toplumundaki aile yaşamının sık görülen bir özelliği­dir. Çocuk istismarlarının modernlik öncesi Avrupa'daki çocuklara yönelik, kamunun bugünkü ölçülerine göre, kötü davranışlarla açık bağlantıları bulunmaktadır. Modern toplumlarda şimdilerde yaşanan değişmelerin bir sonucu ola­rak, çocukluğun bir kez daha kendine özgü konumunu yitiriyor olması olası görünmektedir. Kami gözlemciler, çocukların son derece hızlı büyüdükle­ rinin bir olgu olduğunu ileri sürmekte- ler. Bunlar, çok küçük çocukların bile yetişkinlerle aynı televizyon program­ larını izleyebildiklerini; bunun da onların erken bir yaşta, yetişkin dünyası hakkında önceki kuşaklara oranla çok daha fazla bilgi sahibi olmalarına yol açtığına işaret etmekteler.

 

Giddens, Anthony. Sociology. Macmillan, 2001.

Yaşam Akışı Boyunca Toplumsallaşma
Site Haritası
© Copyright 2019 Tüm hakları saklıdır. Homopsychologicus Psikoterapi ve Psikolojik Danışmanlık
Designed & Developed by Art Web ® Tasarım ve Yazılım Hizmetleri