Ad ve Soyad :
E-Posta :
Telefon :
   

Gender and Health

Toplumsal Cinsiyet ve Sağlık

 

Araştırmalarda, sağlık konusunda kadınlar ve erkekler arasındaki farklara da dikkat çekilmektedir. Dünyanın hemen her ülkesinde kadınların yaşam süreleri erkeklerin yaşam sürelerinden daha uzundur (BMKP 2004). Birleşik Krallık'ta, ölüm nedenleri ve hastalık kalıpları kadınlar ve erkekler arasında farklılık göstermektedir. Kalp hastalıkları kadınlardan çok erkekleri etkiliyor olmakla birlikte, altmış beş yaşının altındaki kadınlar ve erkeklerde en sık görülen ölüm nedeni olmayı sürdürmektedirler. Bununla birlikte, erkeklerin kazalar ya da şiddet olayları yüzünden ölme oranlan daha yüksektir; ayrıca erkekler alkol ve uyuş­turucu bağımlılığına daha yatkındırlar. Maddi koşullar kadınların sağlık durumlarını etkiliyorsa da, bu gelenek­sel olarak, ölçülmesi zor bir etken olagelmiştir. Bu konuda yapılan pek çok çalışma, kadınları eşlerinin dahil olduğu toplumsal sınıflara göre sınıflandırma yoluna gitmiş ve bize kadın sağlığı konusunda çarpıtılmış bir resim sunmuştur. Bu duruma rağmen, kadınların hastalıklarını kabullenip tıbbi yardım alma oranlarının erkekler­den daha yüksek olduğunu biliyoruz.


Sanayileşmiş ülkelerde, kaygı ve depresyon vakalarının kadınlarda erkeklerden iki kat daha fazla görüldü­ğü bildirilmiştir. Kimi gözlemcilere göre, kadınların ev işleri, çocuk bakımı, mesleki sorumluluklar gibi birden fazla rolü aynı anda üstlenmek zorunda kal­maları, daha fazla stres altına girmeleri­ne ve daha sık hastalanmalarına neden olmaktadır. Lesley Doyal (1995), kadınların sağlık ve hastalık örüntülerinin, en iyi biçimde, yaşamlarının oluş­turan etkinlik alanlarıyla ilgisinde ele alındıklarında açıklanabileceğini ileri sürmüştür. Kadınların yaşamları, yerine getirmeleri gereken sorumluluklarıyla ev işleri, çocuk doğurma, büyütme, annelik yapma, doğum denetimi yoluyla doğurganlığı düzenleme, vb. ile ilgi­sinde ele alındıkça, erkeklerinkinden oldukça farklıdır (yine de, her geçen gün daha çok sayıda kadının iş yaşamına katıldığı göz önüne alındıkça, bu saydıklarımızın eskisi kadar geçerli olmadığı da pekala ileri sürülebilir). Doyal'a göre, “kadınların sağlık du­ rumlarının asıl belirleyicileri, bu farklı işlerin toplamdaki etkileridir.” Bu nedenle, kadın sağlığını konu edinen her çözümleme toplumsal, ruh bilimsel ve biyolojik etkenler arasındaki etkileşimi de hesaba katmalıdır.

 

Heather Graham, stresin beyaz işçi kadınların sağlıkları üzerindeki etkilerini araştırmıştır. Bu araştırması sonucunda, yelpazenin daha alt toplumsal-ekonomik kısmında yer alan kadınların yaşamsal bunalım anlarında ihtiyaçları olan destek ağlarına erişim konusunda orta sınıfa mensup kadın­lardan daha kısıtlı olanakları olduğunu ortaya çıkarmıştır. İşçi sınıfına mensup kadınların yaşamsal bunalımlarla (işten çıkarılma, boşanma, evden çıkarılma ya da bir çocuğunun ölümü gibi) karşı karşıya kalmaya diğer gruplardan daha eğilimli olduklarını ama bu sorunlarla baş etme becerilerinin daha zayıf ve kaygı karşısında sığınabilecekleri limanların sayısının da daha az olduğunun altını çizmiştir. Üstelik sadece bu durumun bir sonucu olarak ortaya çıkan stres fiziksel ve ruhsal hasarlar vermekle kalmamakta, aynı zamanda stresle baş edebilmek için başvurulan - sigara içmek gibi- kimi stratejiler de yıkıcı olabilmektedir. Graham, sigara içmenin kişisel ve maddi kaynaklar tükenme noktasına geldiğinde ortaya çıkan gerilimi azaltmanın bir yolu oldu­ğunu ileri sürmektedir. Bu yüzden, siga­ra içmenin kadınların yaşamında paradoksal bir yeri vardır -bir yandan kendilerinin ve çocuklarının sağlığını tehlikeye atarken, diğer yandan can sıkıcı durumlarla baş edebilmelerine izin vermektedir (Graham 1987,1994).

 

Ann Oakley ve meslektaşları (1994), İngiltere'nin dört şehrinde, toplumsal açıdan mağdur durumdaki kadınların ve çocukların sağlıkları konusunda toplumsal desteğin ne gibi bir rolünün olduğunu araştırmışlardır. Oakley, stres ve sağlık arasındaki ilişki­nin hem büyük yaşamsal bunalımlarda hem de daha ufak sorunlarda geçerli olduğunu ve bu durumun özellikle işçi sınıfına mensup insanların yaşamla­rında belirgin biçimde hissedilebildiğini ileri sürmektedir. Oakley, danışma hizmetleri, yardım hatları ya da ev ziyaretleri gibi toplumsal destek örüntülerinin stresin kadın sağlığı üzerindeki yaygın olumsuz etkileri karşısında bir “tampon” görevi görebileceğini belirt­mektedir. Bu konuda yapılan diğer çalışmalar da, toplumsal desteğin insanların hastalık ya da rahatsızlık­larıyla yaşamaya uyum sağlayabilme­lerine yardımcı olabilecek önemli bir etken olduğunu göstermiştir (Eli 1996).


Giddens, Anthony. Sociology. Macmillan, 2001.

Toplumsal Cinsiyet ve Sağlık
Site Haritası
© Copyright 2019 Tüm hakları saklıdır. Homopsychologicus Psikoterapi ve Psikolojik Danışmanlık
Designed & Developed by Art Web ® Tasarım ve Yazılım Hizmetleri