Ad ve Soyad :
E-Posta :
Telefon :
   

Sözel Olmayan İletişim

Yüz, Jestler ve Duygu

Sözel Olmayan İletişim

 

Toplumsal etkileşim sayısız sözel olmayan iletişim biçimini yüz ifadeleri, jestler, beden hareketleriyle bilgi ve anlamın değiş tokuş edilmesini gerektirir. Sözel olmayan iletişim kimi zaman "beden dili" olarak adlandırılırsa da, bu yanıltıcıdır çünkü bizler sürekli olarak, söz ile söylenen şeyleri daha da açmak ya da boşa çıkarmak için böyle sözel olmayan işaretleri kullanırız.
 

"Yüz", Jestler ve Duygu

 

Sözel olmayan iletişimin önemli bir yönü, duygunun yüz ifadesiyle yansıtıl­ masıdır. Paul Ekman ve meslektaşları, yüz kaslarının belirli ifadeleri ortaya çıkaracak biçimdeki devinimini betim­ lemek için Yüz Hareketleri Kodlama Sistemi (YEKS) dedikleri sistemi geliştirmişlerdir (Ekman ve Friesen1978). Bu yolla, adı kötüye çıkmış derecede tutarsız ya da çelişkili yorum­ lara açık olan bir alana çünkü duygula­ rın nasıl belirleneceği ve sınıflanacağı üzerinde çok az anlaşma vardır- bir ölçüde kesinlik getirmeye çalışmışlar­dır. Evrim teorisini ortaya atan Charles Darwin, duyguların temel dile getiriliş biçimlerinin bütün insanlarda aynı olduğunu ileri sürmüştür. Kimileri bu sava karşı çıkmışlarsa da, Ekman'ın, birbirinden çok farklı kültürel ardalanlardan gelen insanlar üzerine yaptığı incelemeler, bunu destekler gibidir. Ekman ve Friesen, Yeni Gine'de, üyelerinin dışarıyla hemen hemen hiç bir bağlantısının olmadığı yalıtılmış bir topluluğu incelemişlerdir. Yeni Gineli­ ler, kendilerine altı duyguyu (muduluk, üzüntü, kızgınlık, tiksinti, korku, şaşkınlık) yansıtan ifadelerin resimleri gösterildiğinde, bu duyguları kolayca belirlemişlerdir.
 

Ekman'a göre, kendisinin ve başkalarının benzer çalışmaları, duygu­ları dile getiren yüz ifadelerinin ve bun­ ların yorumlarının insanlarda doğuştan gelen özellikler olduğu görüşünü desteklemektedir. Ekman, kendi verdiği kamdarın bu sonucu kesinlikle açık bir biçimde ortaya koymadığını ve yaygın olarak paylaşılan kültürel öğrenme süreçlerinin bu sonuçları etki­lediğini kabul etmektedir; yine de Ekman'ın sonuçları başka türden araştırmalarla da desteklenmektedir. Eibl-Eibesfelt, doğuştan sağır ve kör altı çocuğu, yüz ifadelerinin ne ölçüde gören ve duyan insanların belirli duygular içerisinde bulunduklarında gösterdikleri yüz ifadeleriyle aynı oldu­ ğunu görmek için incelemiştir (1973). Eibl-Eibesfelt, çocukların zevk verici oldukları ortada olan etkinlikleri ger­ çekleştirirken gülümsediklerini, alışık olmadıkları kokuları olan nesneleri koklarken şaşkınlıkla kaşlarını kaldır­dıklarını ve hoşlanmadıkları bir nesne kendilerine yinelenen bir biçimde sunulduğunda kaşlarını çattıklarını görmüştür. Böyle davranan başka insanları göremedikleri için, çocukların verdikleri tepkiler doğuştan gelen özellikler tarafından belirleniyor görünmektedir. Ekman ve Friesen, Y E K S 'i kullanarak yeni doğmuş bebeklerdeki, yetişkinlerin duygularını dile getirişlerinde de bulunan birbirinden bir dizi ayrı yüz kası eylemini belirlemişlerdir. Örneğin, bebekler, ekşi tadlara karşı, yetişkinlerin tiksinti için gösterdiklerine benzer bir yüz ifadesi (dudakları büzmek ve kaşları çatmak) göstermektedirler. Ne ki, duyguların yüz ifadesiyle dile getirilişi kısmen doğuştan geliyor olsa da, bireysel ve kültürel etkenler yüz ifadesinin tam olarak hangi biçimi ala­ cağı ve hangi bağlamlarda uygun diye görüleceğini etkilemektedir. Örneğin, insanların nasıl gülümsedikleri, dudak­ların ve öteki yüz kaslarının kesin hareketi ve gülümsemenin ne kadar geniş olacağı, kültürden kültüre değiş­mektedir.Bütün kültürleri, hatta çoğunlu­ğunu, ıralayan bir jest ya da bedensel duruş yoktur. Kimi toplumlarda, örne­ğin, insanlar Anglo-Amerikan pratiğe karşıt biçimde, hayır demek için başlarını aşağı yukarı sallarlar, işaret etmek gibi Avrupalılar ile Amerikalı­ ların yaygın olarak kullanma eğiliminde oldukları jestler kimi toplumlarda yoktur (Bull 1983). Benzer olarak düzgün tutulan işaret parmağının yanağın ortasına konarak çevrilmesi İtalya'nın kimi bölümlerinde bir övgü jesti olarak kullanılmasına karşın başka yerlerde bilinmemektedir. Yüz ifadeleri gibi jestler ve bedenin duruşları da konuşmaları doldurmak için olduğu kadar, gerçekte hiçbir şey söylenmiyor bile olsa bir anlam iletmek için de sürek­li olarak kullanılmaktadır. Bunların üçü de, şaka yapmak, ironi göstermek ya da kuşku belirtmek için kullanılabilir.Farkında olmadan ilettiğimiz sözel olmayan izlenimler, çokluk, söylediği­mizin tam olarak söylemek istediğimiz­ le aynı olmadığını göstermektedir. Yüzün kızarması belki de, fiziksel göstergelerin dile getirdiğimiz anlam­ları nasıl yanlışladığının en açık örneğidir. Ancak öteki insanların algıla­ yapabileceği daha ince sayısız gösterge de vardır. Bir örnek olarak, eğitimli bir göz, çokluk, sözel olmayan işaretleri inceleyerek aldatmayı belirleyebilir. Terlemek, yerinde kıpırdanmak, gözünü dikmek ya da gözünü kaçırmak ve uzun bir süre devam ettirilen yüz ifadeleri (gerçek yüz ifadeleri dört beş saniye içinde kaybol­ ma eğilimindedir), bir insanın aldatma niyetini gösterebilir. Dolayısıyla, başka insanların yüz ifadeleri ile bedensel jestlerini, sözel iletişim yoluşla aktardık­ larına ek olarak ve söylediklerinde ne kadar içten olduklarını denetlemek için kullanırız.

 

Giddens, Anthony. Sociology. Macmillan, 2001.

Sözel Olmayan İletişim
Site Haritası
© Copyright 2019 Tüm hakları saklıdır. Homopsychologicus Psikoterapi ve Psikolojik Danışmanlık
Designed & Developed by Art Web ® Tasarım ve Yazılım Hizmetleri