Ad ve Soyad :
E-Posta :
Telefon :
   

Sociological Questions

Soru Sorma Kabiliyeti

Sosyolojik Sorular

 

Çay odası Ticareti çalışmasına konu olan tuvaletler sosyologların sorduğu pek çok sorunun konusunu oluşturan bir olgunun mükemmel bir örneğini oluşturmaktadır. Örneğin, tuvaletlerde ceryan eden şaşırtıcı faaliyetlere bakarak Humphreys, toplumun, nasıl işlemesi gerektiğine dair resmi görüşten ve bizim doğal kabul ettiğimizden farklı olarak, nasıl işlediğini soruyordu umuma açık bir tuvalet nasıl kulla­nıldığına bağlı olarak aslında toplumsal olarak inşa edilmiş bir mekandır.

Modern kuramsal yaklaşımların unsurlarının Humphreys'in çalışması­nın ele aldığı meseleleri anlamamıza yardımcı olacağına dikkat edilmesi de önemlidir: Bir etkileşimci şunu sorabilirdi: etkileşim süreciyle bu davranış nasıl gerçekleşiyor? Ne tür etkileşim meydana geliyor? Humphreys, çay odalarına gidenlerin oraya giden diğer kişilerden sessiz olmayı öğrendiklerini tespit etti. Bu bağlanma olmaksızın mahremiyeti koruma talebine bir cevaptır. Bir başka tespit tuvalete giden ve başlangıçtaki cinsel tekliflere cevap vermeyen erkeklere artık daha fazla yaklaşamayacağıdır. Cinsel bir ilişki durumunun oluşması için her bir taraf işbirliği yapmalıdır. Işlevselci bir yaklaşım şöyle sorabilirdi: Çay odası toplumun bir bütün olarak sürüp gitmesine ne katkı sağlamak­tadır? Cevap, çay odasının cinsel bir faaliyete çıkış yolu sağladığı ve gizli olarak yapıldığında bu faaliyete katılanları ve toplumun diğer üyelerini şeylerin kabul edilmiş düzenine meydan okumaksızın günlük hayatlarını 'normal' insanlar olarak sürdürmeye muktedir kıldığıdır. Marksist bir yaklaşım şöyle sorabilirdi: Ekonomik sınıf ilişkileri hakkındaki düşünce çay odalarında da mevcut mu? Humphreys, çay odalarındaki gayri-şahsi cinsel ilişkinin demokratik bir vasıf taşıdığını tespit etti. Bütün toplumsal sınıf ve ırklardan erkekler cinsel temas için bu mekanlarda bir araya gelmektedir. Son olarak, feminist bir yaklaşım şöyle sorabilirdi: Hepsi erkeklerden oluşan bu inceleme grubu hakkındaki çalışmada kadınların hayatı nasıl ele alınmalı? Humphreys çalışmasını yaptığı zaman­ da feminist yaklaşım başat değildi, fakat bugün bir feminist kadınların hayatının -belki birlikte yaşadıkları erkeklerin faaliyetleri hakkında hiçbir şey bilme­yen kadınların- çay odalarındaki bu gizli faaliyetten nasıl etkilendiğini sorabilir­di.  Çay odası Ticareti'nin ilk kez basılmasının üzerinden neredeyse 40 yıl geçti ve aradan geçen zamanda toplum gey kimliklerine ve cinsel ilişkilerine daha hoşgörülü hale geldi. Kitabının basımından sonra Humphreys bu değişmeyi mümkün kılan siyasal hareketin -gey hakları hareketinin- bir parçası haline geldi. O, bulgularını, mahkemeleri ve polisi, gey cinsel ilişkisine giren erkekler hakkındaki yasal kovuşturmaları gizli cinsel faaliyetin olumsuz yan etkilerini ortadan kaldıracak şekilde yürütmeye ikna etmek için kullandı. 

Humphreys'in yaptığı gibi, olağan hayatın yüzeysel olarak anlaşılmasının ötesine gitmek genelde sosyolojik araştırmanın işidir. İyi araştırma kendi toplumsal hayatımızı yeni bir bakışla anlamaya yardımcı olmalıdır. Sorduğu sorularla ve ortaya koyduğu bulgularla bizi şaşırtmalıdır. Hem kuramsallaştırmada hem de araştırmada sosyolog­ları ilgilendiren konular çoğu halde başkaları hakkında kaygı çekenleri ilgilendiren konulara benzer. Fakat böyle araştırmaların sonuçları sık sık bizim sağduyu yoluyla sahip olduğu­muz inanış ve kanaatlerimize karşı bir gidişat gösterir. Irksal veya cinsel azınlıkların içinde yaşadıkları koşullar nelerdir? Bugüne kadar olduğundan daha zengin olan bir dünyada kitlesel açlık nasıl mevcut olmaktadır? Artan Internet kullanımı­nın hayatlarımız üzerinde ne etkileri olacak? Bir kurum olarak aile çözülüyor mu? Sosyologlar bu ve benzeri daha birçok soruya cevap aramaktadırlar. Onların bulguları kesin ve nihai bulgular değildir. Yine de sosyolojik kuramlaştırma ve araştırmanın amacı her zaman sıradan kişilerin bu meseleler hakkında çoğunlukla spekülatif tarzda olan düşünme biçimlerinden uzaklaş­maktır. İyi bir sosyolojik araştırma, sorulara olabildiğince kesin ve açık bir biçim vermeye ve bir sonuca varmadan önce olgusal kanıt bulmaya çabalar. Bu amaçlara ulaşmak için verili bir çalışmada uygulanacak en işe yarar araştırma yöntemlerini ve sonuçları en iyi nasıl çözümleyeceğimizi bilmeliyiz.Kendi araştırma çalışmalarında sosyologlar sık sık deneysel veya olgusal sorular sorarlar. Örneğin, Humphreys'in incelediği gibi, cinsel davranışın birçok yönü doğrudan ve sistematik araştırmaya ihtiyaç duyar. Nitekim şöyle sorabilirdik: Çay odalarına giden erkekler arasında en sık karşılaşılan meslekler ve aile (ev hayatı) düzenlemeleri nelerdir? Çay odalarına gidenlerin ne oranı polis tarafından yakalanmaktadır? Bu tür olgusal soruları cevaplamak genellikle güçtür. Çay odaları hakkında resmi istatistikler çoğu kere mevcut olmayacaktır. Suç hakkındaki resmi istatistikler bile gerçek suç faaliyetlerini yansıtma değerleri bakımından güvenilir değillerdir. Suç düzeylerini inceleyen araştırmacılar ciddi suçların sadece yaklaşık yarısının polise bildirildiğini tespit etmişlerdir.
Bir toplum hakkındaki olgusal bilgiler sıra dışı veya görülmedik bir vaka ile mi ilgilendiğimizi yoksa genel bir etkiler dizisi ile mi ilgilendiğimiz bize söylemezler. Sosyologlar çoğu kere bir toplum içindeki bir bağlamı başka toplumlardan elde edilmiş bir başka, tezat bağlam ile ilişkilendiren karşı­laştırma sorular sormak isterler. Örneğin A.B.D ile Birleşik Krallığın hukuk sistemleri arasında hatırı sayılır farklılar vardır. Tipik karşılaştırma sorusu şöyle olabilirdi: Suç faaliyetleri örüntüsü ve yasaların uygulanması bu iki ülke arasında ne kadar değişmektedir? Sosyolojide sadece birbirleri ile karşılaştırmalı olarak mevcut toplumlara bakmaya değil, bu toplumların bugünü ile geçmişlerini karlılaştırmaya da ihtiyacımız vardır. Bu durumda sosyologların sordukları sorular geliş­tirme sorularıdır. Modern dünyanın doğasını anlamak için önceki toplum biçimlerini ve değişme süreçlerinin almış olduğu ana yönü de incelemek zorundayız. Nitekim, örneğin, hapisha­nelerin nasıl ortaya çıktıklarını, bugün nasıl olduklarını araştırabiliriz.
Olgusal incelemeler -ya da, sosyo­logların kullanmayı tercih ettikleri tabirle, görgül araştırmalar -şeylerin nasıl meydana geldiği ile ilgilenir. Fakat, ne kadar önemli ve ilginç olurlarsa olsunlar sosyoloji sadece olgusal veri toplamaktan ibaret değildir. Her zaman olguların ne demeye geldiğini yorumla­maya ihtiyaç duyarız ve bunu yapabil­mek için de kuramsal sorular sorma­mız gerekir. Birçok sosyolog esas olarak görgül sorular üzerine çalışmaktadır fakat araştırmalarında biraz olsun kuram bilgisi kılavuzluk etmediği müddetçe onların çalışmalarının aydınlatıcı olması hayli zayıf bir ihtimaldir.Aynı zamanda, sosyologlar kuram­sal bilgiye kendisi için ulaşma çabasında değillerdir. Bu konudaki standart görüş, değerlerin yanlı sonuçlar doğurmasına izin vermeksizin toplumsal araştırma­ların gerçek dünya sorunlarıyla ilgili olması yönündedir. Sosyolojik araştırmanın ana aşamalarını incelemeden önce sosyolojinin bilimsel doğasını vurgulayarak başlıyoruz. Göreceğimiz üzere, bir araştırmanın ideal olarak nasıl yapılması gerektiği ile gerçek-dünya araştırmala­rının nasıl yapıldıkları arasında sık sık önemli farklılıklar vardır.

 

Giddens, Anthony. Sociology. Macmillan, 2001.

Sosyolojik Sorular
Site Haritası
© Copyright 2019 Tüm hakları saklıdır. Homopsychologicus Psikoterapi ve Psikolojik Danışmanlık
Designed & Developed by Art Web ® Tasarım ve Yazılım Hizmetleri