Ad ve Soyad :
E-Posta :
Telefon :
   

Slavoj Zizek Kimdir?

Lacan, Derrida ve Foucault

Slavoj Zizek 

 


Slavoj Zizek, 1949 yılında, bugün Slovenya'nın başkenti olan Ljubljana'da doğdu. Zizek, bir sosyal bilimci olarak kendisine kurduğu matriksi bu coğrafyaya borçludur. Üniversite eğitimine sosyoloji ve felsefe alanında başladı. Yüksek lisansını (1975) felsefe alanında, doktora derecesini de (1981) yine felsefe alanında Ljubljana Sanat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde tamamladı. İkinci doktorasınıysa Paris VIII Üniversitesi'nde psikanaliz alanında 1985 yılında tamamladı. Bu dönemde Jacques Lacan'ın asistanı olan Jacques Alain Miller ile çalıştı. 1970'lerin ilk yarısında düşüncelerini şekillendiren Fransız düşünürler Lacan, Derrida ve Foucault oldu. 1970'lerde Slovenya'da Kuramsal Psikanaliz Demeği'ni kurdu. Slovenya Lacan ekolünün öncüsü olan Zizek, Lacancı psikanaliz konusunda Slovenyalı bilimadamları Miranı Bozoviç, Zdravko Kabe, Mladen Dolar, Renata Salecl ve Alenka Zupancic ile oluşturdukları grupla çalışmalarını sürdürmektedir. Grup incelemelerini üç temel alanda şekillendirmektedir: 

 

1. Klasik (özellikle Alman idealistler) ve modern felsefede Lacan çözümlemeleri. 

 

2. Güç ve ideoloji alanında Lacan teorisinin ayrıntılarına girme çabaları. 

 

3 . Kültür ve sanatta (özellikle sinemada) Lacan analizleri. 

Yurtdışı deneyimlerini kazandığı süreçse 1982 yılında Paris VIII Üniversitesi'nde ikinci doktorası olan psikanaliz alanında çalışmaları ile başladı. 1986 eğitim dönemine kadar bu üniversitedeki psikanaliz bölümünde çalışmalarını sürdürdü. 1991 yılında Buffalo'da Sanat ve Psikanaliz Çalışmaları Merkezi'nde, 1992'de Minnesota Üniversitesi Karşılaştırınalı Edebiyat Bölümü'nde, 1993 yılında New Orleans Tulane Üniversitesi'nde, 1994'te New York Cardozo Hukuk Okulu'nda, 1995 'te Columbia Üniversitesi'nde, 1996 'da Princeton Üniversitesi'nde ve 1997'de New York New School Sosyal Araştırmalar Bölümü'nde ve 1998'de Michigan Üniversitesi'nde konuk öğretim üyesi olarak çalıştı. Son 15 yıl içinde felsefe, psikanaliz ve kültürel eleştiri konularında, ABD, Fransa, İngiltere, İrlanda, Almanya, Belçika, Hollanda, Avusturya, Avustralya, İsviçre, Norveç, Danimarka, İsveç, Finlandiya, İspanya, Brezilya, Meksika, İsrail, Romanya, Macaristan ve Japonya'da düzenlenen 250 uluslararası sempozyuma katıldı. Eserleri, temel olarak yazdığı iki dil olan İngilizce ve Fransızca'nın yanı sıra, Almanca, Japonca, Portekizce, İspanyolca ve İsveç diline çevrilmekte.

Yugoslavya'nın parçalanması sırasında Zizek ve arkadaşlarından oluşan Ljublyana Okulu, Slovenya'nın bağımsızlığı ve totaliter rejimin yıkılması süreçlerine aktif katılarak, liberallerle işbirliği yapan ancak bağımsızlığını koruyabilen Marksist bir çekirdek oluşturdu. Zizek bir söyleşisinde, politikanın içinde bir akademisyen olmasını Balkan coğrafyası içindeki konumuyla şöyle açıklıyor: "Doğu Avrupalı aydınların bir tür mesihlik kompleksleri var. Buna karşı değilim. Ne var ki aydınların bu kurtarıcı hayalleri, sağcılar arasında pek sevilen bir tutum olan kaba Amerika karşıtlığıyla birleştiğinde Slovenya'da son derece tehlikeli oluyor. Onlar için Amerika, milli dayanışmanın olmaması, kirli liberalizm, çok kültürlülük, bireycilik ve piyasayı temsil ediyor. Çoğulcu demokrasiden korkuyorlar ve bence bu, içinde proto-faşist bir potansiyel taşıyor. Ben öyle bir şey yaptım ki, karşılığında neredeyse tüm dostlarımı yitirdim, iyi bir solcunun asla yapmayacağı bir şeyi yaptım: Slovenya'da iktidardaki partiyi destekledim. Bundan dolayı tüm solcu dostlarım ve kuşkusuz sağcılar da benden nefret ediyorlar. Liberal demokratik partinin yaptığı şey bir mucizeydi. Beş yıl önce bizler, feminist ve çevreci gruplar gibi toplumsal hareketlerin artıklarıydık. O dönemde herkes bizim silinip gidecek arabulucular olduğumuzu düşünüyordu. Şimdi en güçlü partiyiz. Bu durumun bana karşı muazzam bir nefret uyandırmasını hiç şaşırtıcı bulmuyorum. Slovenya medyası beni tamamen görmezden gelir, benim hakkımda hiç makale çıkmaz. Kötü, uğursuz, komplocu, politik açıdan manipüle edici biri olarak algılanıyorum: Bu benim çok hoşuma giden ve son derece keyif aldığım bir rol. Sorulması gereken soru; küçük, ahmak, milliyetçi devletlerden biri mi olacağız, yoksa ilk çoğulcu başlangıcı mı sürdüreceğiz? Bu amaç tüm tavizlere değer. Benim yüreğime bakarsanız, eski kafalı bir solcu olduğumu görürsünüz.

Batılı entelektüel çevrede bilimsel olarak akademik yetkinliğini güçlendiren Zizek, Fransa ya da ABD'de bilimsel yaşamını sürdürmeyi neden hiçbir zaman düşünmediğini de şöyle açıklar: "Komünist yönetim yıllarca devrimci entellektüelleri yalıtmak için bizleri öğrencilerden uzak tutmaya çalıştı. Görünen en iyi seçenek ülkemde kalmak. Burada popüler kültürün, diğer yanda siyasetin tarafında oynayabilirim; ama inandığım bir şey de bu ikisinin bağdaşmış olduğudur. Eski Yugoslavya'da, popüler kültüre, özellikle de underground kültüre göndermeler oldukça kesin ve iddia ediyorum, son derece ilerici bir siyasal güce sahip. Birkaç yıl önce, 'Tanrım, ülkeniz alevler içinde yok olup giderken siz tutmuş Hitchcock'tan söz ediyorsunuz', diyen Amerikan akademisyenlerin eleştirilerine maruz kaldığımda şöyle diyordum: 'Evet, alevler içindeyiz, çünkü yeterince Hitchcock'umuz yok'. Bu ulusculuğa karşı en iyi panzehirdir. Öte yandan yeni liberal demokratik düzenin sonsuza kadar süremeyeceği, büyük olasılıkla çevrel kriz türü bir nedenden ötürü bir patlama anının olacağı, kendimizi o an için hazırlamamız gerektiği yollu bir hayli geleneksel Marksçı bir inancım da var."  Zizek, sosyoloji, felsefe ve psikanaliz yardımıyla neredeyse "Lacan'ın çekici" olarak tüm putları kırarak yoluna devam ediyor. Bu arada 1979 dan bu yana, kendisine ders verilmemesine, çalışmalarına yardım etmesi ve yetiştirmesi için araştırma asistanı bile olmamasına rağmen, Ljublyana Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü'nde öğretim üyeliğini araştırmalarıyla sürdürüyor. 

İletişim alanında Zizek, özellikle film analizleri ile tanınıyor. 1970'lerden bu yana film analizlerine egemen olan gösterge bilimsel yöntemin tek katmanlı çözümleme yarattığından hareketle, filmin yüksek metin (hipertext) kurgusu nedeniyle çok katmanlı yapısına dikkat çekiyor. Filmin görüntüleri ve diyalogları birleştirerek neredeyse ikinci el bir yaşam olduğundan hareketle, psikanalizi bir film çözümleme yöntemi olarak kullanıyor. Psikanalizin babası Sigmund Freud, bu yöntemi bir klinik metod olarak rüyalara uygulayan ilk düşünürdü. Bir post-freudyen olan Jacques Lacan ise psikanalizi dil üzerinden çözümlemelere kattı . Lacan,  1951’den itibaren yine Freud'un yol göstericiliğinde, dil kullanımı ve dil sürçmeleri üzerinde çalışarak, "Freud'a Dönüş" seminerleri başlattı. Freud'un daha 1895'te sözünü ettiği "konuşmaya katılan belirtiler" den hareketle, belirtilerin ve eylemlerin, nasıl sözcüğün tam anlamıyla bedenin içinde tuzağa düşmüş kelimeler olabileceğinden yola çıkan Freud'un ayak izlerinden giden Lacan, psikanalizi dile uygulayan ilk bilimadamı oldu. Lacan film çözümlemelerinde de psikanalizi kullandı. Hitchcock filmlerinde sıklıkla psikanalitik çözümlemelere giden Lacan, İspanyol yönetmen L. Bunuel'in El Bruto-1952 filmini meslektaşları ile izleyerek psikanalitik yöntemle karşılıklı fikir alışverişi içinde incelemeye alır. Lacan'ın geliştirdiği metodu Zizek klinik çalışmaların dışına alarak, popüler kültüre ve sinemaya uyguladı. 

Zizek, Freud'un rüya çözümlemelerini, sinemanın da bir rüya endüstrisi, (Spielberg'in film şirketinin isminin Dreamworks "rüya çalışmaları" olduğuna dikkat) bu kez yönetmenin bakışıyla toplumun bilinçaltını deşen bir endüstri olduğundan hareketle, buradaki görüntüler kadar diyalogların da (Matrix filminde Morfeus'un, Neo'ya Chicago'nun son halini, neredeyse 11 Eylül 2001 tarihini, 1999'dan öngören bir kurguyla 'gerçeğin çölüne hoşgeldiniz' diye takdim etmesi) analize tabii tutulması gerektiğini görerek, film analizlerini başlattı. Ancak Zizek, bu yöntemi, daha çok popüler kültür ve toplumsal çalışmalarının içinde birer anektot gibi dağıtmayı uygun gördü. 

 


Rigel, N., Batuş, G., Yücedoğan, G., & Çoban, B. (2005). Kadife karanlık. İstanbul: Su Yayınevi.

Slavoj Zizek Kimdir?
Site Haritası
© Copyright 2019 Tüm hakları saklıdır. Homopsychologicus Psikoterapi ve Psikolojik Danışmanlık
Designed & Developed by Art Web ® Tasarım ve Yazılım Hizmetleri