Ad ve Soyad :
E-Posta :
Telefon :
   

Sınıf-Öncesi Sistemler

Sınıf ve Sistemler

Sınıf - Öncesi Sistemler 

 

Her insan toplumu ilkel bir düzeyde de olsa belirli bir iş bölümünü gerektirir. Ancak iş bölümü en basit toplum biçimi olan kabilede en alt düzeydedir, sadece cinsiyetler arasında genel bir iş bölümü vardır: İşleri büyük ölçüde çocukları yetiştirmek olan kadınlar erkeklerden daha az üretken bir rol oynarlar. İnsan başlangıçta tamamen komünal bir varlıktır; bireyselleşme giderek karmaşıklaşan ve uzmanlaşmış bir iş bölümüyle ilişkili tarihsel bir üründür. İş bölümünün giderek karmaşıklaşması temel ihtiyaçları karşılamak için gerekenlerin üzerinde varolan bir üretme kapasitesiyle el ele gider. Bu ayrıca malların mübadelesini gerektirir; mübadele ayrıca insanların giderek daha fazla bireyselleşmesine yol açar; bu süreç, büyük ölçüde uzmanlaşmış bir iş bölümü, para ekonomisi ve meta üretiminin geliştiği kapitalizmde doruğuna çıkar. Böylece, insanlar sadece tarihsel süreç içinde bireyselleşirler: “[İnsanlar] başlangıçta bir türsel-varlik, bir kabilevi varlık, bir sürü hayvanı olarak ortaya çıkar... Değiş tokuş bu bireyselleşmenin temel bir etkenidir.” Ayrıca başlangıçta mülkiyet komünaldir; özel mülkiyetin kaynağı devletin yapısı değil, aksine sonraki toplumsal gelişmelerdir. Marx’a göre, insan toplumunun, esas olarak, her biri kendine ait küçük özel mülkiyete sahip birbirinden bağımsız bireylerin, yaklaşık aynı tarihte bir tür sözleşmeye dayalı topluluk oluşturmak için bir araya gelmesiyle varlık kazandığını düşünmek anlamsızdır. “Yalnız yaşamakta olan bir birey konuşabildiğinden fazla toprak mülkiyetine sahip olamaz. Toprağı, en fazla, hayvanlar gibi ihtiyaçlarını karşılamakta kullanacaktır.” Marx, bir bireyin işlediği toprakla ilişkisinin topluluk aracılığıyla dolayımlandığını vurgular. “Üretici kişi bir aile, kabile, bir insan grubu vb.’nin bir parçası olarak var olur: Bu toplumsal birimler de birbirlerine karıştıkları ve karşıtlık içinde oldukları için, tarihsel olarak farklı formları gerektirirler.”
 
En basit kabile toplum biçimi avcı-toplayıcı veya çobanlık biçiminde göçebe olarak hayatını sürdüren bir toplumdur. Kabile sabit bir alana yerleşmemiştir ve bir yerden diğerine geçerek mevcut kaynakları tüketir. İnsanlar doğaları öyle gerektirdiği için yerleşik hayata geçmemişlerdir; yerleşik hayata sadece çoban grupların istikrarlı topluluklar haline geldiği bir evrede geçmişlerdir. Bu geçiş bir kez gerçekleştiğinde, topluluğun o andan itibaren, hem fiziksel çevre koşulları hem de kabilenin iç yapısı dahil, “kabile karakteri” kazanmasını etkileyen birçok faktör devreye girer. İş bölümünün daha da farklılaşması, nüfus artışı ve böylece sözleşme içine girmeye zorlanan kabileler arasındaki çatışmalar ve bir kabilenin diğerini boyunduruk altına alması gibi birbiriyle ilişkili süreçler aracılığıyla gelişir. Bu oluşum, (“ataerkil aile şefleri, onların altında kabile üyeleri ve en altta da köleleri” içeren farklılaşmış bir tabakalaşma sisteminin bir parçasını oluşturan) etnik temelli bir kölelik sistemi üretme eğilimindedir.Toplumlar arasındaki ilişkiler savaş kadar ticareti de harekete geçirir. “Farklı toplumlar farklı üretim araçlarına sahip oldukları ve doğal çevrelerinde farklı geçim kaynaklan buldukları”  için, ürünlerin mübadelesi mesleki alanda daha fazla uzmanlaşmayı harekete geçirip meta üretiminin -yani bir alışveriş piyasasında satmak niyetiyle üretilmiş ürünlerin- ilk kaynağını oluşturarak gelişme gösterir. İlk metalar, esasen doğrudan takas yoluyla el değiştiren köleler, büyükbaş hayvanlar, metallerden oluşur. Bu alışverişler artar ve daha büyük çeşitlilikte metayı içerirken, bir şekilde para kullanılmaya başlanır. Böylece, mübadele ilişkileri daha büyük birimlerin karşılıklı bağımlılığını artırır ve dolayısıyla toplumların daha fazla genişlemesini mümkün kılar. Marx, erken dönem yazılarında sadece Avrupa’dan toplanmış materyalleri kullanır ve kabile toplumundan antik topluma (Yunanlılar ve Roma’ya) doğru tek bir gelişme çizgisi çizerken, daha sonra kabileci dönemde birden fazla gelişme çizgisi bulunduğunu fark eder. Bu farklı gelişme çizgileri özellikle doğulu toplumları (Hindistan ve Çin’i) içerir, ancak Marx özel bir toplum tipinden, yani Germanik toplumdan söz eder. Bu toplum, Roma İmparatorluğu’nun çözülüşüyle birlikte feodalizmin Batı Avrupa’daki gelişme eksenini oluşturur. 

Marx’in “Asya tipi üretim tarzı” nın (doğulu toplumların) doğası üzerine görüşleri bir ölçüde değişikliğe uğramıştır. Marx, New York Daily Tribuue’de 1853’te başlayan makalelerinde, tarımcı kültürde merkezî sulamaya önem kazandıran ve böylece güçlü merkezi bir hükümete veya “doğu despotizmi”ne yol açan iklim ve diğer coğrafi faktörlerin önemini kuvvetle vurgular. Ancak Marx daha sonra bunun söz konusu toplum tipinin -bizzat yerel topluluğa özgü- daha bütünleştirici temel niteliklerinde kök saldığı görüşünü benimser. Doğulu toplum değişmeye büyük direnç gösterir; durağanlık yönündeki bu eğilim sadece merkezi hükümet biriminin katı despotik tutumundan değil, aynı zamanda (ve esasen) köy komününün kendine yeten iç yapısından kaynaklanır. Küçük köy topluluğu “tamamen kendini idame ettirebilecek yapıdadır ve kendi içinde tüm üretim ve artık-üretim koşullarını barındırır”. Bu olgunun tarihsel kökeni hiç de açık değildir; ancak o özgün bir oluşum olarak ortaya çıksa bile, sonuç, “manüfaktür” -daha fazla farklılaşmaya yol açacak hiçbir itici güç içermeyen- “kendine yeterli birliği”dir. 

Doğulu toplumlardaki nüfus artışı, sadece “eski bir örüntü üzerinde, yani işgal edilmemiş topraklar üzerinde... yeni bir topluluk” yaratma eğilimindedir. Buradaki temel bir faktör toprakta özel mülkiyetin olmamasıdır. Özel toprak mülkiyetinin geliştiği yerlerde, Avrupalı birimler ve özellikle Roma’da olduğu gibi, nüfustaki gelişme mülk sahipliği yönünde artan baskıya ve sonuçta genişleme yönünde sürekli bir eğilime yol açar. Ancak doğulu toplumda birey “asla bir mülk sahibi haline gelmez, sadece kullanım hakkına sahiptir”. Bu toplum tipi mutlaka despotik olmak zorunda değildir; küçük köy komünleri, birbiriyle ilişki içinde parçalı gevşek bir gruplaşma olarak varlıklarını sürdürebilir. Ancak topluluklar artık-ürünlerinin bir bölümünü çoğu kez dinsel nedenlerle, “kabilenin tanrısının inanılan varlığı”nın etkisiyle bir despota saygı göstermek adına verebilirler. Ama yöneticinin kendi tebaasıyla birliği esasen kapsamlı bir karşılıklı ekonomik bağımlılık içindeki bütünlüklü bir topluma dayanmaz; o esasen despot bireye dinsel bir bağla bağlı parçalı birimlerden oluşan bir toplum olarak kalır. 

Yerel köy topluluklarının kendine yeten karakteri kentlerin gelişimini kesinlikle sınırlar ve kentler Hindistan veya Çin’de asla egemen bir rol oynamamıştır.Öte yandan, Yunanlılar veya Roma’nın temsil ettiği toplum tipinde kent temel bir yere sahiptir. Marx, kentleşmenin gelişiminin genellikle iş bölümü içindeki farklılaşmanın en açık göstergesi olduğunu vurgular. “Kasaba ve kır arasındaki karşıtlık; barbarlıktan uygarlığa, kabileden devlete, yerellikten ulusa geçişle başlar ve tüm uygarlık tarihi boyunca günümüze kadar ilerler..." Kent ve kır ayrışması ilk kez kentte başlayan sermayenin gelişimi ve onun toprak mülkiyetinden ayrılması için gerekli tarihsel koşulları sağlar. Biz, kentlerde “temelini sadece emek ve mübadele için de bulan mülkiyetin başlangıç örneklerini”  görürüz. Kent-temelli bir uygarlık olan antik toplum, ilk kesin sınıflı toplum biçimidir. Asya tipi toplumlar belirli bir devlet düzeni geliştirseler bile, Marx onlan gelişmiş sınıfsal sistem içinde görmez , zira burada mülkiyet yerel düzeyde tamamen komünal olarak kalır. Sınıflar, ancak özel olarak sahiplenilen servet fazlası, açıkça üreticiler kitlesinden bağımsızlaşan iç bakımdan kendine yeten bir gruplaşma için yeterli düzeye geldiği takdirde varlık kazanır. Nitekim antik toplumda -ve özellikle Greklerde- bile, özel mülkiyet hala “komünal ve kamusal mülkiyet”in gölgesi altındaydı. 

 

 


Giddens, Anthony. "Kapitalizm ve modern sosyal teori." İstanbul: İletişim Yayınları (2009).

Sınıf-Öncesi Sistemler
Site Haritası
© Copyright 2019 Tüm hakları saklıdır. Homopsychologicus Psikoterapi ve Psikolojik Danışmanlık
Designed & Developed by Art Web ® Tasarım ve Yazılım Hizmetleri