Ad ve Soyad :
E-Posta :
Telefon :
   

Causality

Nedensellik Meselesi

Nedensellik ve Birlikte Değişme

 

Nedensellik doğrudan doğruya korelasyon ilişkisinden çıkarılamaz. Birlikte değişme iki olay dizisi ya da değişken arasında düzenli bir ilişkinin var olması demektir. Değişken, bireylerin ya da kümelerin değişme gösterdikleri herhangi bir boyuttur.Yaş, gelir farklılıkları, suç oranları ve toplumsal sınıf farklılıkları sosyolog­ların inceledikleri birçok değişken arasında yer almaktadır. İki değişkenin sıkı bir şekilde birlikte değiştikleri tespit edildiğinde bunlardan biri neden gibi görünebilirse de çoğu kere bu söz konusu değildir. Aralarında neden olma ilişkisi olmaksızın değişkenler arasında birçok birlikte değişme ilişkisi vardır. Örneğin, II. Dünya Savaşından beri geçen zaman içinde pipo içmedeki azalma ile sinemaya gitmenin azalması arasında güçlü bir birlikte değişme ilişkisi tespit edilebilir. Açıktır ki, birindeki değişme diğerine neden olmamaktadır ve bu ikisi arasında uzaktan bir nedensel bağlantı bulmakta bile güçlük çekerdik. Bununla birlikte, gözlenen bir birlikte değişmenin nedensel bir ilişkiyi ima etmediğinin öyle pek de aşikar olmadığı birçok olay vardır. Böyle birlikte değişmeler gafil avlanma tuzaklarıdır ve çok kolaylıkla sorgulana­bilir ya da yanlış sonuçlara götürebilir. Durkheim, 1897 tarihinde basılan klasik İntihar adlı çalışmasında, intihar oranları ile mev­simler arasında bir birlikte değişme tespit etti. Durkheim'in incelediği toplumlarda intihar oranları Ocak ayından Haziran ya da Temmuz civarına kadar devamlı olarak yükseldi. Ve bu aylardan itibaren yılın geri kalan bölümünde düştüler. Bundan hareketle sıcaklık veya mevsim değişikliklerinin bireylerin kendilerini öldürme eğilim­leri ile nedensel bir bağlantı içinde olduğu zannedilebilir. Belki de sıcak­lıklar arttıkça insanlar daha fazla dürtülerini kontrol edemez ve çabucak hiddetlenir haline gelmekteler. Ancak, buradaki nedensel bağlantının sıcaklık veya mevsimle doğrudan hiçbir ilgisi yoktur. Baharda ve yazda çoğu insan kışın yaptıklarından daha yoğun geçen bir toplumsal yaşamla meşgul olmakta­dır. Tecrit olmuş ya da mutsuz bireyler başkalarının faaliyet düzeyi arttıkça bu duygularında yoğunlaşma hissetmeye meylederler. Bu nedenle onların, toplumsal yaşamın hızının yavaşladığı güz ve kıştan ziyade baharda ve yazda daha fazla ağır intihar eğilimleri hissetmeleri olasıdır. Hem birlikte değişmenin bir nedensellik içerip içermediğini değerlendirirken hem de nedensel ilişkilerin yönüne karar verirken her zaman tetikte olmalıyız.

 

Nedensel İşleyişler

 

Birlikte değişme ilişkilerindeki nedensel bağlantıları ortaya çıkarmak çoğu kere zor bir süreçtir. Örneğin, modern toplumlarda öğrenimsel başarı düzeyi ile mesleki başarı arasında güçlü bir birlikte değişme ilişkisi vardır. Bir bireyin okulda aldığı notlar ne kadar yüksek ise geliri iyi olan işler bulması da o derece yüksektir. Bu birlikte değişme ilişkisini ne açıklar? Araştırmalar bunun sadece okul deneyimi olmadığını; okul başarısının kişinin içinden geldiği ev- aile ortamından etkilendiğini göstermektedir. Durumu iyi olup ana babanın çocuklarının öğrenme beceriyle yakından ilgili olduğu ve kitabın da bol olduğu evlerden ailelerden gelen çocuk­ların başarılı olmaları bu vasıfların bulunmadığı ev ailelerden gelen çocukların başarılı olmalarından daha olasıdır. Buradaki nedensel işleyiş bir evin sağladığı öğrenim imkanları ile birlikte anne-babaların çocuklara yönelik tutumlarıdır. Sosyolojideki nedensel bağlantılar çok mekanik bir şekilde anlaşılmama­lıdır. İnsanların sahip oldukları tutumlar ve belli bir şekilde eylemde bulunmak için taşıdıkları öznel sebepler toplum yaşamındaki değişkenler arasındaki nedensel etkenlerdir.

 

Kontroller

 

Bir birlikte değişme ilişkisini açıklayan neden ya da nedenleri değerlendirirken bağımsız değişken­leri, bağımlı değişkenlerden ayırt etmemiz gerekir. Bağımsız değişken, bir başka değişken üzerinde etki üretendir. Etkilenen değişken bağımlı olandır. Biraz önce anılan örnekte akademik başarı bağımsız ve mesleki gelir ise bağımlı değişkendir. Yapılan bu ayrım araştırdığımız nedensel ilişkinin yönüne atıfta bulunmaktadır. Aynı etken bir incelemede bağımlı değişken iken bir diğerinde bağımsız değişken olabilir. Bu, çözümlemesi yapılan nedensel süreçlerin ne olduğuna bağlıdır. Eğer mesleki gelir farklılık­larının yaşam tarzları üzerindeki etkisine bakıyor olsaydık, mesleki gelir bağımlı değil, bağımsız değişken olurdu. Değişkenler arasındaki birlikte değişme ilişkisinin nedensel bir bağlantı olup olmadığını ortaya çıkarmak için kontroller kullanırız ki, bu, diğerlerinin etkisine bakmak için bazı değişkenleri sabit tutarız demektir. Bunu yapmak suretiyle nedensel ilişkileri nedensel olmayanlardan ayırarak gözlenen birlikte değişmelerin açıklamaları arasında bir yargıda bulunabiliriz. Örneğin, çocuk gelişimini inceleyen araştırmacılar, bebeklik dönemindeki anne yokluğu ile yetişkinlikteki ciddi kişilik sorunları arasında nedensel bir bağlantı olduğunu öne sürdüler (anne yokluğu bir bebeğin hayatının erken yıllarında uzunca bir süre -birkaç ay veya daha fazla- annesinden ayrılması demektir). Anne yokluğu ile daha sonraki ciddi kişilik bozuklukları arasında gerçekten nedensel bir ilişki olup olmadığını nasıl sınayabilirdik? Bunu birlikte değişmeyi açıklaya­bilecek diğer mümkün etkileri “süz­geçten geçirmek” suretiyle yapabilirdik.
Anne yokluğunun bir kaynağı, bir çocuğun uzunca bir süre anne- babasından ayrı kaldığı hastaneye yatırılmadır. Ancak, gerçekten önemli olan çocuğun annesine bağlanmış olması mıdır? Eğer çocuk bebekliğinde diğer insanlardan sevgi ve ilgi görürse daha sonra dengeli bir kişi olabilir. Bu olası nedensel bağlantıları araştırmak için herhangi birinden düzenli bakım görmekten yoksun kalmış çocukları annelerinden ayrılmış ve fakat başka birinden sevgi ve ihtimam görmüş çocuklardan ayırmamız gerekirdi. Eğer birinci kümedekiler ağır kişilik sorunları geliştirdikleri halde diğer kümedekiler geliştirmediyseler, o zaman asıl önemli olanın bebeklik döneminde birinden -anneden olsun ya da olmasın- bakım görmek olduğunu düşünebilirdik. (Aslında, kendilerine bakan biriyle sevgi dolu ve istikrarlı bir ilişkileri olduğu müddetçe çocuklar normal bir şekilde gelişiyor görünmekteler; bu kişinin bizzat annenin kendisinin olması gerekmiyor.)

 

Nedenleri Saptamak

 

Verili bir birlikte değişme ilişkisini açıklamak için kendilerine başvurula­bilecek çok sayıda olası nedenler vardır. Bunların hepsini kapsadığımızdan nasıl emin olabiliriz? Cevap, emin olamayız. Eğer düşünebileceğimiz potansiyel olarak muhtemel her bir nedensel etkenin etkisini sınamak zorunda bırakılsaydık hiçbir zaman sosyolojik bir araştırmayı yapıp sonuçlarını tatmin edici bir şekilde yorumlayamazdık. Nedensel ilişkileri saptamaya, ilgili alandaki önceki çalışmalar kılavuzluk eder. Bir birlikte değişme ilişkisinin içerdiği nedensel işleyişler hakkında önceden hiçbir fikre sahip değilsek, gerçek nedensel bağlantıların neler olduklarını keşfetmemiz muhtemelen çok güç olurdu. Neyi ne için sınayamcağımızı bilemezdik. Tütün içme ile akciğer kanseri arasındaki ilişki üzerine çalışmaların uzun tarihi, verili bir birlikte değişme ilişkisini kuşatan nedensel ilişiklerden emin olmanın ne kadar güç bir şey olduğunun iyi bir örneğidir. Araştır­macılar, tutarlı bir şekilde bu ikisi arasında güçlü bir birlikte değişme ilişkisi olduğunu göstermişlerdir. Tütün içenlerin akciğer kanserine yakalanma­ları içmeyenlere göre daha olasıdır; ağır içicilerin yakalanmaları da hafif içicilerden. Birlikte değişme ilişkisi tersine de ifade edilebilir. Akciğer kanseri olanların yüksek bir oranı, tütün içenler ya da uzunca süre tütün içmiş olanlardır. Bu birlikte değişme ilişkisini teyit eden o kadar çok araştırma yapılmıştır ki, arada nedensel bir ilişki olduğu genel kabul görmektedir, fakat tam olarak nasıl bir nedensel ilişki olduğu şimdilik büyük oranda bilin­memektedir. Bir konu hakkında ne kadar çok birlikte değişme çalışması yapılırsa yapılsın, olası nedensel bağlantılar hakkında her zaman biraz şüphe kalır. Birlikte değişmenin başka yorumları da mümkündür. Örneğin, akciğer kanse­rine yakalanmaya yatkın kişilerin tütün içmeye de yatkın oldukları yönünde bir açıklama öne sürülmüştür. Bu görüşe göre, kansere yol açan tütün içme değil, fakat hem tütün içmeye hem de kansere yol açan biyolojik bir yatkınlıktır.

 

Giddens, Anthony. Sociology. Macmillan, 2001.

Nedensellik ve Birlikte Değişme
Site Haritası
© Copyright 2019 Tüm hakları saklıdır. Homopsychologicus Psikoterapi ve Psikolojik Danışmanlık
Designed & Developed by Art Web ® Tasarım ve Yazılım Hizmetleri