Ad ve Soyad :
E-Posta :
Telefon :
   

Benlik Sunumları III

 

Çevredekilerin verdiği tepkinin bir yönü üzerinde özellikle durmaya değer. Büyük ihtimalle kişinin kendisini kendi işine gelecek bir şekilde sunacağı bilindiğinden, çevredekiler o kişide şahit oldukları ifadeleri iki kısma ayırabilirler: kişinin istediği gibi idare etmesinin daha kolay olduğu, büyük ölçüde sözel ifadelerini kapsayan kısım veya pek umurunda olmayan ya da üzerinde pek denetim sahibi olmadığı, büyük ölçüde yaydığı ifadelerden oluşan kısım. Çevredekiler daha sonra ifadeye yönelik davranışların denetlenemez olarak görülen yönlerini, denetlenebilir yönleri tarafından iletilenlerin doğruluğunu kontrol etmek amacıyla kullanabilirler. Burada iletişim sürecindeki temel asimetri gözler önüne serilmiş oluyor: Muhtemelen birey kendi iletişiminin yalnızca tek bir kanalının farkında iken, şahitler hem bu kanalın hem de ikinci bir kanalın farkındadırlar.

 

Örneğin, Shetland Adası'nda bir çiftçinin eşi, Britanya anakarasından bir ziyaretçiye yöresel yemekler sunduğunda, bir yandan kibar bir gülümseme ile ziyaretçinin yemeği beğendiği yönündeki nazik sözlerini dinlerken; bir yandan da ziyaretçinin çatalını veya kaşığmı ağzına ne kadar hızlı götürdüğüne, yemeği ne denli istekli şekilde ağzına attığına ve yemeği çiğnemede gösterdiği keyfe dikkat ederek bu işaretleri yiyenin ifade edilmiş hislerini kontrol etmek için kullanırdı. Aynı bayan bir tanıdığının (A) başka bir tanıdığı (B) hakkında "gerçekte" ne düşündüğünü görmek için, 

 

B’nin A ile aynı ortamda olduğu ama başka biri ile (C) konuştuğu bir durumu beklerdi. Daha sonra C ile konuşmakta olan B'yı izleyen A'nın yüz ifadesini fark ettirmeden incelerdi. A, B ile konuşmadığı ve onun tarafından gözlemlenmediği için genelde gösterdiği denetimi ve incelikli aldatmaları kimi zaman gevşetir ve "gerçekte" B hakkında hissettiklerini serbestçe sergilerdi. Kısacası, söz konusu Shetlandlı gözlemlenmeyen bir gözlemciyi gözlemliyordu. 

 

Diğer insanların davranışın denetlenebilir kısımlarını daha az denetlenebilen kısımlarına bakarak kontrol etme ihtimali göz önünde bulundurulduğunda, bireyin, yarattığı izlenimi kimi zaman güvenilir derecede bilgilendirici olduğunu düşündüğü davranışlarla yönlendirerek bu olasılıktan yararlanmaya çalışmasını bekleyebiliriz. Örneğin, daha kapalı bir toplumsal çevreye kabul edilmeye çalışırken, katılımcı durumundaki gözlemci yalnızca kendisini bilgilendiren kişi konuşurken kabul eder bir ifade takınmakla kalmaz, aynı ifadeyi söz konusu kişinin başkalarıyla konuşmalarını gözlemlerken de takınmaya dikkat edebilir. Böylece gözlemciyi gözlemleyen birisi gerçek konumunu anlayamayacaktır.

 

Bu duruma Shetland Adasından özel bir örnek verebiliriz. Komşulardan biri bir fincan çay için uğradığında, kulübenin kapısından girerken yüzünde normalde en azından sıcak ve istekli bir gülümseme izi taşırdı. Ancak kulübenin dışında fiziksel engeller olmaması ve kulübenin içinin de karanlık olması genelde eve yaklaşan misafirin fark edilmeden gözlemlenmesine olanak sağlardı. Ada halkı misafirin tam kapıya yönelirken yüzündeki ifadeyi bırakıp daha sıcak bir ifade takınmasını seyretmekten haz alırdı. Ancak, bazı misafirler böyle gözetlendiklerini tahmin ederek daha evden uzaktayken sıcak bir ifade takınarak tutarlı bir imaj oluşmasını garantiye alırlardı. 

 

Bireyin kendisi üzerinde sahip olduğu bu tür bir denetim, iletişim sürecinin simetrisinin tekrar dengelenmesini sağlar ve potansiyel olarak sonsuza kadar sürebilecek bir gizleme, ortaya çıkarma, sahte ifşa ve tekrar ortaya çıkarma döngülerinden oluşan bir çeşit istihbarat oyununa ortam hazırlar. Burada şunu eklemek gerekir ki, çevredekiler bireyin davranışlarının bilinçli olarak yönlendirilmediği varsayılan yönlerinden pek kuşkulanmayacaklarından bu yönleri denetlemek bireyin çıkarına olacaktır. Tabii ki, başkaları kişinin davranışının kendiliğinden olduğu varsayılan yönlerini aslında manipüle ettiğini hissedebilirler ve bu manipülasyon eyleminde kişinin denetlemeyi beceremediği davranışların yansımalarını arayabilirler.

 

Bu ise yine bireyin davranışını, bu kez ince hesap içermediği varsayılan davranışını kontrol etmek için kullanılabilir ve böylece iletişim sürecinin asimetrisi tekrar sağlanabilir. Buna eklemek istediğim tek düşünce, bir kimsenin planlanmış maksatsızlık yönündeki çabalarının ardındaki gerçeği görme becerimizin, kendi davranışımızı manipüle etme becerimize göre daha gelişmiş olduğudur. Dolayısıyla bu istihbarat oyununda ne kadar çok adım söz konusu olursa olsun, şahitler büyük ihtimalle faile göre daha avantajlı olacaktır ve iletişim sürecinin başındaki asimetrinin varlığı muhtemelen devam edecektir. 

 

Başkalarının karşısına çıktığında kişinin bir durum tanımı yansıttığını kabul edersek, rolleri ne denli pasif olursa olsun çevredekilerin de söz konusu kişiye tepkileri ve ona yönelik davranış biçimleri aracılığıyla bir durum tanımı yansıtacaklarım kabul etmeliyiz. Normalde farklı katılımcıların yansıttıkları durum tanımları yeterli derecede birbirine uyumlu olduğundan açık çelişkiler ortaya çıkmaz. Mevcut herkesin aslında ne hissettiğini ifade ettiği ve diğerlerinin ifade ettikleri hislerle de hemfikir olduğu bir durumda söz konusu olan tarzda bir fikir birliği olacağını söylemek istemiyorum. Bu tür bir uyum iyimser bir idealdir ve zaten toplumun sorunsuz işlemesi için gerekli de değildir. Onun yerine, her bir katılımcıdan beklenen, içten duygularını bastırarak diğerlerinin de en azından geçici olarak kabul edilebilir bulacağı bir durum görüntüsü taşımasıdır. Bu yüzeysel anlaşma görüntüsünün, bu mutabakat maskesinin sürdürülmesi her katılımcının kendi arzularını, mevcut herkesin kendini en azından sözde bir bağlılık ilan etmek zorunda hissettiği değerleri öne çıkaran ifadeler aracılığıyla gizlemesiyle sağlanır.

 

Dahası, tanımlama işinde genellikle bir çeşit iş bölümü söz konusu olur. Her katılımcının kendisi için çok önemli olan ama diğerleri için aynı acil öneme sahip olmayan konularla (yani geçmiş eylemleriyle ilgili rasyonalizasyon ve gerekçelerle) ilgili geçici bir kural çerçevesi çizmesine izin verilir. O da bu anlayış karşılığında kendisi için pek önemli olmayan ama başkaları için önemli konularda sessiz ya da tarafsız kalma eğilimidir. Böylece bir tür etkileşimsel modus vivendi (karşılıklı anlayış) oluşur. Katılımcılar hep birlikte neler olduğu konusunda gerçek bir anlaşmadansa hangi konularda kimlerin iddialarının geçici olarak sayılacağı hakkında gerçek bir mutabakat içeren tek bir genel durum tanımına katkıda bulunurlar.

 

Goffman, Erving, and Barış Cezar. Günlük yaşamda benliğin sunumu. Metis, 2009.

 

"Benlik Sunumları IV" Adlı Makaleye Devam Etmek İstiyorsanız Buraya Tıklayın.

Benlik Sunumları III
Site Haritası
© Copyright 2019 Tüm hakları saklıdır. Homopsychologicus Psikoterapi ve Psikolojik Danışmanlık
Designed & Developed by Art Web ® Tasarım ve Yazılım Hizmetleri