Ad ve Soyad :
E-Posta :
Telefon :
   

Kadınlar ve Çalışma

Kadınların Ekonomik Etkinliğindeki Artış

İşin ve Çalışmanın Değişen Doğası

 

Ekonomik üretimin küreselleş­mesi, bilgi teknolojilerinin yayılmasıyla birlikte çoğu insanın yaptığı işin niteliğini değiştirmektedir. Sanayi ülkelerindeki mavi yakalı işlerde çalışan insanların oranı gittikçe düşmektedir. Bürolarda ve süpermarketler ve havaalanları gibi hizmet merkezlerinde yeni işler yaratılmaktadır. Bu işlerin pek çoğu, kadınlar tarafından yürütülmektedir.

 

Kadınlar ve Çalışma

 

Tarih boyunca, erkekler ve kadınlar çevrelerindeki toplumsal dünyanın üretim ve yeniden üretimine, hem gündelik olarak hem de uzun zaman dilimleri boyunca katkıda bulunmuşlardır. Yine de bu ortaklığın niteliği ve sorumlulukların dağılımı, zaman içinde farklı biçimler almıştır. Yakın zamanlara kadar, Batı ülkelerinde karşılığı ödenen çalışma, baskın olarak erkeklerin alanı idi. Son yirmi otuz yıl içinde, bu durum kökten bir biçimde değişti: gittikçe daha fazla kadın işgücüne katılır oldu. Batı ülkelerinin büyük bölümü ile Rusya ve Çin'de, bugünlerde ev dışında çalışan kadınların oranı erkeklere kıyasla dörtte bir oranında daha azdır. Bununla birlikte, Birleşik Krallık'taki raporlar, çalışan kadın nüfusun dörtte üçünün, hizmet, temizlik, kasiyerlik ve yemek işi gibi yarı zamanlı, düşük ücretli işlerde çalıştıklarını düşündürmektedir (Women in the Workplace 2004).

 

Kadınların Ekonomik Etkinliğindeki Artış

 
Kadınların ücret ödenen işgücüne katılmaları, geçen yüzyıl boyunca az çok sürekli olarak yükselmiştir. Yükselişin önemli etkenlerinden biri, Birinci Dünya Savaşı sırasında karşılaşılan işgücü kıtlığıydı. Savaş yıllarında, kadınlar daha önce yalnızca erkeklerin alanı diye görülen işleri yerine getirmeye başladılar. Savaş dönüşü, erkekler bu işlerin çoğunu geri aldılar, ancak daha önce kurulan kalıp artık bozulmuştu. ikinci Dünya Savaşından bu yana, işgücünün toplumsal cinsiyet payları çarpıcı bir biçimde değişmiştir. Birleşik Krallık istihdam oranı -istihdam edilen çalışma yaşındaki insanların oranı- kadınlar için, 1971 ile 2004 arasında % 56'dan % 70'e çıkmıştır. Buna karşılık aynı dönemde, Birleşik Krallık'ta erkekler için istihdam oranı % 92'den % 79'a düşmüştür. Dolayısıyla, erkekler ile kadınların istihdam oranları arasındaki fark, 1971'deki % 35'ten 2004'te yalnızca % 9'a düşmüştür. Toplumsal cinsiyet ayrılığındaki bu daralmanın önümüzdeki yıllarda da artarak sürmesi olasılığı yüksektir. Kadınların ekonomik etkinliğindeki artışın büyük bölümü, yarı-zamanlı işlerdedir. Erkeklerle kadınların ekonomik etkinliği arasındaki ayrılığın son yirmi otuz yıldır kapanıyor olmasının bir dizi nedeni bulunmaktadır, ilk olarak, geleneksel olarak kadınlar ve “ev içi” ile eşleştirilen ödevlerin kapsamı ve niteli­ğinde değişmeler olmuştur. Doğum oranı düşüp ortalama çocuk doğurma yaşı yükseldikçe, pek çok kadın artık çocuk sahibi olmadan önce ücretli işlerde çalışmakta ve çocuk sahibi olduktan sonra işe dönmektedir. Daha küçük aileler, kadınların daha önce küçük çocukların bakımı için harcadığı zamanın azalması demektir. Pek çok evişinin makinalaşması da evin yöneti­ mi için harcanması gereken zaman miktarını azaltmıştır. Otomatik bulaşık makinaları, elektrik süpürgeleri ve çamaşır makinaları eviçi iş yükünü daha az emek yoğun hale getirmiştir. Ayrıca, erkeklerle kadınlar arasındaki eviçi iş bölümü de, kadınlar hala kesinlikle erkeklere kıyasla daha fazla ev işi yerine getiriyor olsa da, dü­zenli olarak zaman içinde aşınmaktadır. Artan sayıda kadının işgücü piyasasına girişini açıklayan finansal nedenler de vardır. Geleneksel çekirdek aile modeli -eve ekmek getiren bir er­kek, ev kadını olan eş ve bağımlı çocuk­lar- artık Britanya'daki ailelerin yalnızca dörtte birini oluşturmaktadır. Erkek işsizliğindeki bir artış da içinde olmak üzere, evin içindeki ekonomik baskılar, pek çok kadını ücretli işler aramaya yöneltmiştir. Pek çok ev halkı, istenir bir yaşam biçimine erişebilmek için iki gelirin gerekli olduğunu görmektedir. Bekarlığın ve çocuksuzluğun oranın­daki artışın yanısıra tek anneli evlerin sayısındaki artış da içlerinde olmak üzere, ev halkının yapısındaki değişme­ler, geleneksel ailelerin dışındaki kadın­ların da işgücü piyasasına -seçim sonucu ya da zorunluluk yüzünden- giriyor olduğu anlamına gelmektedir. Dahası, hem Britanya'da hem de A.B.D.'de sosyal güvenlik politikalarının yeniden düzenlenmesi, kadınların -yalnız anneler ile küçük çocukları olan anneler de içlerinde olmak üzere- ücret karşılığı çalışmaya özendirmeyi hedef­lemektedir. 

Son olarak, pek çok kadının kişisel tatmin duygusu ve 1960'lar ile 1970'lerdeki kadın hareketlerinin ateş­lediği eşitlik isteği sonucu işgücü piyasasına girdiğine dikkat çekmek önemlidir. Erkeklerle yasal eşitliği kazanmış olan kadınların büyük bölümü, bu hakları kendi yaşamlarında gerçekleştirme fırsatlarını kullanmış­alardır. Daha önce belirttiğimiz gibi, çalışma çağdaş toplumun merkezinde yer alır; istihdam da bağımsız bir yaşam sürmenin neredeyse her zaman zorunlu bir koşuludur. Son yirmi otuz yıldır, kadınlar erkeklerle eşitlenme yolunda önemli kazançları gerçekleştirdiler; bu sürecin merkezinde, kadınların artan ekonomik etkinliği yer almaktadır (Crompton 1997).

 

 

Giddens, Anthony. Sociolog. Macmillan, 2001.

İşin ve Çalışmanın Değişen Doğası
Site Haritası
© Copyright 2019 Tüm hakları saklıdır. Homopsychologicus Psikoterapi ve Psikolojik Danışmanlık
Designed & Developed by Art Web ® Tasarım ve Yazılım Hizmetleri