Ad ve Soyad :
E-Posta :
Telefon :
   

Habitus: Bir Kültürel Eylem Kuramı II

Habitus Kavramının Gelişimi

Habitus: Bir Kültürel Eylem Kuramı II

 


Habitus Kavramının Gelişimi 

 

Eyleyicilerin (aktörlerin) pratik stratejistler oldukları fikri, Habitus kavramı aracılığıyla toplumsal yapılara bağlanır.  Bourdieu’nün, ilk çalışmalarından birinde (1966) bu kavram için verdiği tanım şöyledir: Geçmiş deneyimleri bütünleştirerek, her an bir algılar, beğeniler, eylemler matrisi işlevi gören ve şemaların analojik biçimde aktarılmasıyla, benzer sorunların çözümüne imkan vererek sonsuz çeşitlilikteki görevin yerine getirilmesini mümkün kılan, kalıcı bir yatkınlıklar sistemi (Bourdieu 1971c: 83).”  Daha sonraki bir eserinde (1980) Habitus’a ilişkin daha sık kullandığı bir tanım yer alır: Kalıcı, tercüme edilebilir bir yatkınlıklar sistemi; yapılandırın yapılar işlevi görmeye, yani, sonuçlara dair bilinçli bir hesaplamayı veya o sonuçları elde etmek için gereken işlemler hakkında açık bir ustalığı gerektirmeksizin, neticelerine nesnel olarak uyarlanabilen pratiklerle temsilleri doğuran ve düzenleyen ilkeler işlevi görmeye önceden yatkın, yapılanmış yapılar (Bourdieu 1990h: 53). 

 

Bourdieu, bu kilit kavrama işaret etmek üzere “kültürel bilinçdışı”, “alışkanlık oluşturan güç”, “temel, derinlemesine içselleştirilmiş büyük örüntüler”, “zihinsel alışkanlık”, “zihinsel ve bedensel algı, beğeni ve eylem şemaları”, “düzenli doğaçlamaların üretici ilkesi” gibi ifadeleri de kullanır. Kavramın kapsamı, zamanla, eylemin hem bilişsel hem de bedensel temelini vurgulayacak ve alışkanlık haline gelmiş eylemlerin yanı sıra yaratıcı eylemleri de içine alacak şekilde genişler. Ancak, bütün bu adlandırmalar, eylemi doğuran, derinden içselleştirilmiş büyük bir yatkınlıklar kümesi düşüncesini barındırır. Hepsi, söylemsel değil pratik, bilince değil düşünüm öncesine dayanan, bilişsel olduğu kadar bedenleşmiş, uyarlanabilir olsa da kalıcı, üretici ve yaratıcı olsa da yeniden üretici, başkalarına aktarılabilir olmakla birlikte belirli toplumsal koşulların ürünü olan bir eylemin kuramının emareleridir. 

 

Bourdieu’nün Kabileler arasındaki saha çalışması deneyiminin, onu bireysel eylem ile toplumsal yapı arasında ilişki kurma sorunuyla yüz yüze bıraktığını söylemiştim. Ama Habitus kavramının kökenleri, Bourdieu’nün 1950’lerde  ve 1960’ların başında Fransız entelektüel mekanı içinde kendini konumlandırmasını sağlayan entelektüel stratejisine de dayanır. Bourdieu’nün Habitus kavramını ve pratik kuramını geliştirmesinde, LeviStrauss'un yapısalcılığına -ve Fransız Marksizmi içerisindeki Althusserci çizgiye- ve eylemi salt yapının yansıması olarak ele alan görüşüne duyduğu tepki büyük rol oynamıştır. Onun temel derdi, Sartre’ın  varoluşçuluğunda bulduğu iradeciliğe başvurmadan, yapısalcı analize fail fikrini dahil etmektir (Bourdieu 1987b: 19). 

Ervin Panofsky’nin çığır açıcı çalışması, Bourdieu’nün kavramını geliştirmesinde kavramsal açıdan çok etkili olmuştur. 1960’ların ortalarında Panofsky’nin mimaride skolastizmin etkisini konu alan Gothic Architecture and Scholasticism adlı eserini okumak ve çevirmek, Bourdieu’nün Habitus kavramının ilk formülasyonlarım oluşturmasına yardımcı olur. Bourdieu bu kavramı ilk kez, Panofsky’nin eserini Fransızca’ya çevirmesinden sonra (Bourdieu 1967) kullanır. Panofsky, skolaslizınin örtük bir kültürel varsayımlar kümesinin yanı sıra açık bir kuramsal tutumlar kümesini de temsil ettiğini ve bu örtük “zihinsel alışkanlıkların” yalnızca kurumlar, pratikler ve toplumsal ilişkiler aracılığıyla aktarılmakla kalmayıp düşünce ve eylem şemalarını üreten “alışkanlık oluşturucu bir güç” işlevi gördüğünü iddia eder; Bourdieu de Habitus kavramını Panofsky’nin bu düşünceleri üzerine kurar. Panofsky’nin "zihinsel alışkanlık” ve “alışkanlık oluşturucu güç” fikirlerinden yararlanan Bourdieu, Habitus’un eylemi doğuran “yapılandırın bir yapı” olduğu fikrini geliştirir. Kavramla ilgili bu ilk formülasyon, düşüncenin biçimini ya da tarzını, eylemin bilişsel kapasitesini vurgular.’  Bourdieu’nün, okul sistemini bir kültürün entelektüel Habitus’nun geliştiği kurumsallaşmış bağlam olarak ele almaya yönelmesinde, Panofsky’nin etkisi olmuştur. 

Habitusla ilgili ilk kavramsallaştırma, Fransız yapısalcılığının izlerini de taşır, çünkü Bourdieu kavramı ifade etmek üzere sık sık dilbilimsel bir analoji kullanır. Saussure'ün (1974) konuşma ile dil arasına koyduğu ayrımdan yararlanarak, Habitus’u, eylemin derinden yapılanmış kültürel grameri olarak tanımlar. Habitusla birlikte Bourdieu (1977c: 22-30, 1985b: 13, 1987b: 19-24, 1990h: 30-41), Chomsky’nin (1965) “üretici gramer” fikrine benzer bir “üretici yapısalcılık” geliştirir. Gramerin konuşmayı düzenlemesi gibi, Habitus’un yapıları da sonsuz sayıda olanaklı pratik üretebilir. Bourdieu bazen Habitus’un bu “yaratıcı” kabiliyetini vurgular. Kapitalizm öncesi Cezayir köylülerini ve Fransız sömürgeciliğiyle birlikte giderek hayatlarını istila eden para ekonomisiyle karşılaşmalarını incelerken (1979: 4), köylülerin yeni ekonomik düzen karşısında sadece bütünüyle mekanik ve edilgin, zoraki uyarlanma” göstermediklerini vurgular. Köylüler, yeni ekonomik akılcılığın gerekleri ile kendi geleneksel alışkanlıkları arasındaki uyuşmazlığa “yaratıcı yeniden icat" la karşılık vermişlerdir.  Ancak, Chomsky’nin üretici gramerinden farklı olarak, Habitus’un icat kapasitesi “evrensel bir zihin”e değil, “bir sermaye deneyimine ve sermaye sahibi olmaya" dayanır (Bourdieu 1985b: 13). LeviSırauss'un beynin fiziksel işleyişi hakkındaki görüşünden ya da Chomsky’nin zihinselci bakış açısından farklı olarak, Habitus doğuştan gelen bir yeti değildir. Ailede ya da emsal gruplarında yaşanan sınıfa özgü sosyalleşme deneyimlerine dayanan, “yapılanmış bir yapı"dır. 
 

Bourdieu’nün Habitus kavramındaki normatif ve bilişsel vurgu, zamanla yerini, eyleme dair yatkınlıklara dayalı, pratik bir anlayışa bırakmıştır (Bourdieu 1980c: 133). İnsan davranışının yatkınlıklara dayalı pratik niteliğine ağırlık veren bu vurgu değişimi. Bourdieu’nün kavramsal terminolojisinde de görülebilir. İlk eserlerinde kullandığı etik kelimesi yerini etosa bırakır, bu da zamanla Habitus kavramının bir parçası haline gelir. Daha sonraki eserlerinde kullandığı “yatkınlıklar” dili, dilbilimsel analojiden, sosyalleşmeye ve beden diline ağırlık veren bir bakış açısına geçtiğini gösterir. 

“Yatkınlık” kelimesi Bourdieu için kilit önem taşır, çünkü Habitus fikriyle aktarmak islediği iki asli unsura işaret eder: yapı ve eğilim . Habitus, dışsal yapıların içselleştirildiği ilk sosyalleşme deneyimlerinin ürünüdür. Bunun sonucunda, sosyalleşme yoluyla, tabakalaşmış bir toplumdaki belirli bir grup için neyin olanaklı neyin olanaksız olduğunu gösteren geniş parametreler ve sınırlarla ilgili içselleştirilmiş yatkınlıklar gelişir. Yani, Habitus bir yanda eylemin yapısal sınırlarını çizer. Öte yanda, ilk sosyalleşmenin yapılandırın özelliklerine tekabül eden algıları, hayalleri ve pratikleri doğurur. “Yapılanmış yapılar” ve “yapılandırıcı yapılar" ifadeleri, Habitus’un bu iki merkezi  özelliğini vurgular. 

 

Swartz, David, and Elçin Gen. Kültür ve İktidar: Pierre Bourdieu'nün Sosyolojisi. İletişim Yayınları, 2011.

Habitus: Bir Kültürel Eylem Kuramı II
Site Haritası
© Copyright 2019 Tüm hakları saklıdır. Homopsychologicus Psikoterapi ve Psikolojik Danışmanlık
Designed & Developed by Art Web ® Tasarım ve Yazılım Hizmetleri