Ad ve Soyad :
E-Posta :
Telefon :
   

Boşanma ve Ayrılık Kavramları

Boşanma ve Ayrılık

 

Batı'da yüzyıllar boyunca, evliliğe neredeyse çözülemez gözüyle bakıldı. Boşanmalara yalnızca, evliliğin cinsel ilişkiyle tamamlanmayışı gibi çok sınırlı durumlarda izin veriliyordu. Endüst­rileşmiş ülkelerden bir ikisi bugün de boşanmayı tanımamaktadır. Çoğu ülke, hızla, boşanmayı daha kolayca gerçek­leştirilebilir kılmaya yönelmektedir. Eskiden, karşıtlık dizgesi olarak bilinen dizge endüstrileşmiş ülkelerin neredeyse tümünün ıralayıcısıydı. Bir boşanmaya izin verilmesi için, eşlerden birinin ötekine karşı suçlamalar (örneğin, acı­masızlık, terk etme ya da aldatma) getir­mesi bekleniyordu. 'Kusurun olmadığı' ilk boşanma yasaları kimi ülkelerde 1960'ların ortalarında çıkarıldı. O zamandan bu yana, her ne denli ayrın­tılar çeşitlilik gösterse de, Batı'da pek çok devlet buna uymuştur. Birleşik Krallık'ta, çiftlerin boşanmasını kolaylaştıran ve 'kusurun olmadığına' değgin koşullar içeren Boşanmanın Yeniden Biçimlendirilmesi Yasası 1969'da geçirildi ve 1971'de yürürlüğe girdi. 'Kusurun olmaması' ilkesi 1996'da geçirilen yeni bir yasa tasarısıyla daha da sağlam­laştırıldı.
 

1960 ile 1970 arasında Britan­ya’da boşanma oranı her yıl istikrarlı biçimde yüzde 9'luk artış göstererek o onyılın içerisinde iki katına ulaştı. 1972'ye gelindiğinde, bir parça, uzun zamandır ölü olan evliliklerin içindeki pek çok kimsenin boşanmasını kolaylaştıran 1969 Yasası'nın bir sonucu olarak, bir kez daha ikiye katlanmıştı. 

 

1980'den bu yana boşanma oranı bir dereceye dek istikrar kazanmıştır ama daha önceki herhangi bir dönemle karşılaştırıldığında çok yüksek bir düzeyde kalmayı sürdürmektedir. Şimdi Birleşik Krallık'taki tüm evliliklerin yaklaşık olarak beşte ikisi boşanmayla sonlanmaktadır. Her yıl evliliklerin sayı­sındaki düşüş ve boşanmaların sayısın­daki yükseliş görülmektedir. Boşanma oranları belli ki evlilikteki mutsuzluğun doğrudan bir göstergesi değildir. Bir kere, boşanma oranları, ayrılmış olup yasal olarak boşanmamış olan insanları içine almaz. Dahası, mut­suz bir biçimde evli olan insanlar bir arada kalmayı seçebilirler evliliğin kutsallığına inandıklarından ya da ayrıl­manın parasal ve duygusal sonuçların­dan endişe ettiklerinden ya da çocuklarına bir 'aile' yuvası vermek için birbirleriyle kalmayı dilediklerinden. Boşanmaya neden daha sık rastlanır olmuştur? Daha geniş toplumsal değişimlerle ilgili olan birkaç etken söz konusudur. Zengin insanların oluştur­duğu çok küçük bir oranın dışında, bugün evliliğin, mülkü ve konumu kuşaktan kuşağa geçirme arzusuyla artık pek fazla bağlantısı yoktur. Kadınlar ekonomik olarak daha bağımsızlaştı­ğından, evlilik eskiden olduğundan daha az zorunlu bir ekonomik eşleşikliktir. Genel olarak daha fazla gönenç, evlilikte duygulanımsal soğukluk olduğunda ayn bir hane kurmanın eskiden olduğundan daha kolay olduğu anlamına gelir. Şimdi boşanmanın pek az utanma duygusuna neden olması olgusu bir parça bu gelişimlerin sonucudur ama onlara hız da eklemektedir. Önemli başka bir etken, evliliği, sunduğu kişisel doyum düzeyleri bakımından değerlendirme eğiliminin büyümesidir. Yükselmekte olan boşanma düzeyleri, başlıbaşına evlilikle ilgili derin bir doyumsuzluğu değil, onu ödüllendirici ve doyum verir bir ilişki kılmaya yönelik artmış bir kararlılığı işaret eder.

 

Giddens, Anthony. Sociology. Macmillan, 2001.

Boşanma ve Ayrılık
Site Haritası
© Copyright 2019 Tüm hakları saklıdır. Homopsychologicus Psikoterapi ve Psikolojik Danışmanlık
Designed & Developed by Art Web ® Tasarım ve Yazılım Hizmetleri